Kazan – kazan – kazandır…

2012 senesinde hayata geçirmeyi hedeflediğim ama daha sonraları ticari kaygılar sebebiyle farklı bir projeye odaklanmamdan kaynaklı rafa kaldırdığım bir sosyal sorumluluk projesinden bahsedeceğim bugün size. Genel hatlarıyla buradan aktaracağım ve belki bir okurumun kafasına yatarsa hayata geçirmesinden ötürü mutluluk duyacağım bir yazı olacağı için ayrıca mutluyum. Başlıyoruz!

NEDİR BU BAKADEMİ? NEREDEN GELDİ AKLIMA?

Projenin adını BAKADEMİ yani beceri/bilgi/birikim akademisi olarak belirlemiştik o zamanlar. İsim babası çok sevdiğim arkadaşım, abim, eski iş ortağım Yılmaz Avcı‘dır. Aslında yurtdışında SkillShare olarak bilinen projenin sosyal sorumluluk versiyonu diyebiliriz Bakademi için.

Bakademi veya SkillShare projelerinin her ikisinde de online bir platform söz konusu. Bir websitesi ve mobil uygulama sayesinde bütün işlemler online gerçekleştiriliyor. Ancak eğitim kısmı offline da olabiliyor online da.

Şöyle ki;

  1. Öncelikle sisteme üye olarak kayıt oluyorsunuz. Sistem size o esnada eğitmen mi öğrenci mi olduğunuzu sormuyor. Zira aslında herkes eğitmen olamasa da öğrenci olabilir.
  2. Şayet bir konuda eğitim verecek kadar uzman olduğunuzu düşünüyorsanız eğitim/dersvermek istediğinizi online sistem üzerinden “Eğitim Ver” butonunu tıklayarak, uzmanlığınızı ve kişisel özelliklerinizi ölçen bilimum soruların sorulduğu sayfaya gidiyorsunuz. Bütün formları doldurarak sistem yöneticilerine kendinizi farkettiriyorsunuz.
  3. Daha sonra sistem sizi onayladıktan sonra “Ders Aç” seçeneğiyle uzmanlık alanınızda ders açıyorsunuz ve insanların bu ders için “bilet satın almasını” bekliyorsunuz. Bilet fiyatlarını, ders saatini ve tarihini hatta yeri de siz belirliyorsunuz.
  4. Tabi bu aşamada çeşitli kısıtlamalar söz konusu. Ders vereceğiniz yerin halka açık, temiz, nezih ve biline bir yer olması gerekli. Benim düşündüğüm projede bu eğitim yerleri için halk eğitim merkezleri ile anlaşılacak ve eğitim bilet satışının bir kısmıyla bu merkezlere ödeme yapılacaktı. Yurtdışındaki örneğinde her hangi bir yer olabiliyor.
  5. Son aşamada sistem size eğitimden elde edeceğiniz gelirle hangi sivil toplum kuruluşuna bağış yapmak istediğniizi soruyor. Genişçe bir listeden dilediğiniz STK’yı seçtikten sonradersiniz yayına alınıyor.
  6. Böylece uzmanlığı olan kişi sosyal sorumluluk adına kendi adıyla bir bağış yapmış oluyor ve derse katılanlar da hem bu bağışa katkı sağlamış oluyor hem de uzmanından yeni şeyler öğrenmiş oluyor.

Yani kazan – kazan – kazandır…

BİR ÖRNEK

Alanında uzman iyi bir web tasarımcısı olan Selin bu uzmanlığını kullanarak ders vermek istediğini yukarıda anlattığım aşamalardan geçerek sisteme bildirir. Onay aldıktan sonra da dersi online olarak açar ve yayınlar. Fiyatı da diyelim ki 60TL/saat olarak belirler. Son olarak da bağış yapacağı STK’yı seçer.

Bir üniversite öğrencisi olan Aydın da hobi olarak web tasarımıyla ilgilenmektedir. Aydın bu sisteme girdiğinde açılan dersi görüp tarihi ve saati de uygun bulunca online olarak satın alma yapar. Kredi kartıyla yaptığı ödeme BAKADEMİ’nin havuzuna düşer. (Dersin yapılmasında her hangi bir sıkıntı olur veya geri ödeme gerektiren bir durum olursa diye bu ödemeler son aşamaya kadar havuzda bekletiliyor.)

Ders günü geldiğinde ise Aydın derse katılım sağlar. Aydın bu şekilde hem yeni şeyler öğrenmiş hem de yeni insanlar tanıyarak çevresini genişletmiş hem de bağış yapmış olur.

Selin ise hem uzmanlık alanında ders vererek eğitici yönünü güçlendirir hem yeni insanlar tanıyarak sosyalleşme imkanı yakalar hem de bağış yaparak sosyal sorumluluk görevini yerine getirmiş olur.

HERKES EĞİTMEN HERKES ÖĞRENCİ

Düşünsenize bu sistem sayesinde ev hanımları örgü örmeyi, pasta, kek yapımını, el işi sabun tasarlamayı, pratik ev çözümlerini bir çok insana rahatlıkla anlatabilirler. Veya bir metin yazarı bu konuda kendini geliştirmek isteyenlere eğitim verebilir. Bir pilates hocası bu konuda insanlara eğitici bilgiler aktarabilir. Ve aklınıza ne gelirse…

Bence birisi bu projeyi yapmalı. Benden her türlü dökümantasyon ve danışmanlık hizmeti alabileceğini söylememe gerek yok sanırım? 

NOT: Milliyet.com.tr’de 15.10.2015’te kaleme aldığım yazıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir